VAKFIN GAYESİ

 Enerji sosyal ve ekonomik gelişmenin bir ölçütü olup, enerji sektöründeki temel politika; ülkenin enerji talebinin zamanında, yeterli miktarda, gerçekçi bir biçimde ve hedeflenen büyümeye bağlı olarak karşılanmasını ve sosyal ve ekonomik kaynakların etkili kullanımını da sağlayarak enerji politikalarının geliştirilmesini gerektirir.
Son yıllarda, bütün Dünya’da çevresel problemlerin büyümesi nedeniyle enerji kullanımının doğal çevre üzerindeki etkileri  konusu da oldukça önem kazanmıştır. Çevresel problemlerden en önemlisi hava kirliliğidir. Hava kirliliğinin temel nedeni enerji dönüşümü ve kullanımıdır. Bu bağlamda, temel kirletici olarak adlandırdığımız bileşikler; kükürtdioksit (SO2), azotoksit bileşikleri (NOx) ve karbondioksit (CO2) emisyonlarıdır. Tüm dünya ülkeleri çevre kirletici emisyonları sınırlandırmak ve kontrol edebilmek amacıyla çevre dostu enerji kaynaklarına yönelmektedir. Bu enerji kaynaklarının en önemlilerinden biri de aynı zamanda kendi öz kaynağımız da olan çevre dostu jeotermal enerjidir.

 
 
   
   
 
Bilindiği üzere, ülkemiz Jeotermal Enerji-Sıcaksu kaynakları açısından çok zengin bir potansiyele sahiptir. Ucuz, çevre dostu jeotermal enerjinin elektrik üretimi, şehir ısıtmacılığı ve soğutması, endüstri ve gıda sanayiinde kurutma işlemleri, termal sağlık turizmi, seracılık, kültür balıkçılığı,  vb. geniş uygulama alanlarının olması, bütün Dünya'da gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Jeotermal enerji potansiyeli açısından ülkemiz, Dünya’da ilk on ülke arasında olmasına rağmen, bu enerjiden istenilen ölçüde yararlanıldığı söylenemez.
Ülkemizdeki toplam enerjinin yaklaşık %40’ı yalnızca konutların ısıl konforunu temin etmek için kullanılmaktadır ve bu tüketim sonucunda yılda yaklaşık 60 milyon ton CO2, 170 bin ton NOx ve 500 bin ton katı parçacık
 
 

atmosfere bırakılmaktadır. Bu gazların insan sağlığı açısından zararlı olmalarının yanısıra atmosferin doğal bileşiminde oluşturdukları artış yeryüzü sıcaklığının artmasına sebep olmaktadır. Bunun sonucunda iklim değişikliklerinin sebep olduğu şiddetli fırtına, yağmur ve kuraklıklardan oluşan doğal afetlerin yakın gelecekte pek çok bölgeyi yaşanmaz hale getirmesi beklenmektedir. Atmosferin bileşiminin daha da bozulması güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşmasını da zorlaştıracaktır ki; bu durumun meydana getirebileceği sonuçlar daha da vahimdir. Yakın geleceği tehdit eden bu büyük tehlike karşısında, devlet ve hükümet başkanları nezdinde bütün ülkeler sera gazları emisyonunu azaltacak ve kontrol edecek politikalar oluşturmaya davet edilmişlerdir.

Ülkemizde konut ısıl konforunda kullanılan yakıtlarda karbondioksit (CO2) emisyonu sera etkisine bakıldığında, Kömür % 100,  Petrol % 81, Doğalgaz % 57 olup, çevre dostu jeotermal Enerji % 3 ile yok denecek kadar azdır.

Isınmada kullanılan bu yakıtların birim konut maliyetlerine bakıldığında; jeotermal enerjinin ucuzluk sıralamasına göre doğalgaz, kömür ve petrolden çok daha ucuz olması öz kaynağımız olan jeotermal enerjinin önemini daha da artırmaktadır. Dünya’da hızla artan petrol fiyatları sebebi ile alternatif ucuz enerji kaynaklarından jeotermal enerjiye olan ilginin artması temiz çevre açısından son derece sevindiricidir.

Jeotermal Enerji Vakfı; ülkemizdeki alternatif enerji kaynaklarının değerlendirilmesi çerçevesinde, zengin jeotermal kaynaklarımızın geliştirilmesi, ülke ekonomisine kazandırılması ve etkin kullanımı için jeotermal alanında AR-GE çalışmaları ile Sanayi - Üniversite işbirliğinin sağlanması, bu bağlamda bilimsel projeler üretilmesi, üretilen  projelerin uygulama alanı bulması konusunda teknik ve ekonomik olarak destek sağlamak amacıyla kurulmuştur.